Çocukken biz…

“Önce çocuğun duyu organları eğitilmelidir. Bu da ancak oyunla olur.” J.J. Rousseau

Çocukken biz yaratıcıydık… Gül yapraklarından oje, kiraz salkımından küpe, taşları üst üste dizerek atış kulesi, ağaca bağladığımız hasır sepeti pota, lavabo pompasını Zagor’un baltası yapardık.

Çocukken biz koruyucuyduk… Yaşı bizden küçük olan komşu çocuğunun kafasına top gelmesin diye kenara oturtur, o ağaçtan düşebilir düşüncesiyle yaşı daha büyük olanlar ağaca tırmanır, onun salıncakta daha uzun süre kalmasına göz yumardık.

Çocukken biz paylaşmayı bilirdik… Sandviçle sokağa çıktığımızda canı çeker diye arkadaşımızla paylaşır, bakkaldan aldığımız çikolatayı parçalara bölerek herkese dağıtır, bisiklete sıra ile biner, futbol maçı için topu ortak para ile alırdık.

Çocukken biz yardımlaşmanın anlamını bilirdik… Bir oyun hazırlığında aktif olarak görev alır, ağır eşyaları yardımlaşarak kaldırır, ağaca tırmanamayan arkadaşımızın elinden tutar, ev ödevlerini yaparken yaşı bizden küçük olan mahalle arkadaşlarımıza yardımcı olurduk.

Çocukken biz saygılıydık… Komşu teyzenin alışveriş torbalarını evine kadar taşır, üst kattaki yaşlı teyzeye sabah sıcak ekmek alır, alt kattaki bebek uykusundan uyanmasın diye oyun oynarken alçak sesle konuşmaya özen gösterirdik.

Çocukken biz başkalarının haklarına saygı duyardık… Oyunlarda sıra bekler, kurallara uyar, izinsiz başkasına ait bir şeyi almaz, oyun kuralları hakkında herkesin fikrini alır, oyunun ebesini seçimle belirlerdik.1687379-evcilik-oyunu

Çocukken biz ekip çalışmasının ve işbirliğinin önemini bilirdik… Tek başına saklambaç oynanamayacağını, futbolun ve voleybolun bir takım oyunu olduğunu, evcilikte rolleri üstlenecek kahramanlara ihtiyaç olduğunu bilirdik.

Çocukken biz iyi birer sporcuyduk… Ağaçlara tırmanır, duvar üzerinden yüksek atlama yapar, top oyunları oynar, ip atlar, uzun mesafeleri koşar, maçlar yapar hatta turnuvalar düzenlerdik.

Çocukken biz sesimizi, bedenimizi özgürce kullanırdık… Hoplar, zıplar, atlar, bağıra çağıra oyunlar oynar, yüksek sesle gol diye bağırır, ses ve hareket kısıtlaması olmadan özgürce oynardık.

Çocukken kıyafetlerimiz ve biz kirliydik… Elimiz, kolumuz toz içinde kalır, saçlarımız terlemekten yapış yapış olur, tertemiz giydiğimiz kıyafetler kir içinde kalır, yerlere oturur, çimenlere yatar, suyla ıslanır ama eve gelince kirli kıyafetleri çıkartır, elimizi, yüzümüzü ve bacaklarımızı su ve sabunla temizlerdik.

Çocukken biz bilim adamı titizliğinde çalışırdık… Karıncaların toprak altındaki yuvalarını ve gidiş yollarını inceler, kelebeğin kanadına dokunulduğu zaman zarar gördüğünü ve uçamayacağını bilir, kırık cam parçasının mercek görevi yaptığını bilirdik.

Çocukken biz mühendistik… Bir salıncak tasarlar ve ona gereken malzemeleri toplar, kar yağdığında yokuştan kaymak için kızaklar icat eder, yağ tenekelerinden pota, salça kutularından lobutlar yapıp oynardık.saklambac

Çocukken biz bir gruba aittik… Arkadaşımız gelmeden oyuna başlamaz, o gelene kadar yerini kimseye vermez, okula giderken ve gelirken birbirimizi bekler grup halinde hareket ederdik.

Çocukken biz dilimizi çok iyi kullanırdık… İyi akşamlar, günaydın, merhaba gibi nezaket sözcüklerini kullanır, isteklerimizi birbirimize açıkça ifade eder, mahalle kasabı, bakkalı ve fırın sahibi ile konuşur aynı zamanda da karşımızdakini dikkatlice dinlerdik.

Çocukken biz doktorduk… Evde hasta yatan arkadaşımızı ziyarete gider, oyun sırasında yaralanmalar olursa pansuman yapar, “başım ağrıyor” diyen arkadaşımızın ateşini kontrol ederdik.

Çocukken biz çevreciydik… Çekirdek yerken kabuklarını kağıttan yaptığımız külahta biriktirir, yediğimiz bir şeyin artığını ya da ambalajını çöpe atar, akşam eve gitmeden önce oyun alanımızı temizlerdik.

Çocukken biz vitamin eksikliği bilmezdik… Komşu bahçeden topladığımız taze meyveleri yer, bol bol temiz hava solur, güneş ışınlarının tadını çıkarır, çimenlere uzanır, toprağa otururduk.

Çocukken biz sanal değil doğaldık… Futbolu ataride değil gerçek topla ve seyirci önünde oynar, boyamaları bilgisayar yerine boyama kitaplarında yapar, bebeğimize sanal bir oyunda değil gerçek kumaşlar ile kıyafetler tasarlardık.

Biz bolca sokakta oynamış, sokak oyunlarının tadını çıkartmış ve oyun yoluyla becerilerini geliştirmiş şanslı çocuklardık…oyun

Çocuklar her atmosferde oyun oynayabilecek yaratıcılığa sahiptirler. Evde, okulda, bahçede, servis aracında, arabanın arka koltuğunda, bir masanın altında, asansörde, merdivenleri inip çıkarken, markette, mağazada, tatilde, çamurda, denizde, su birikintisinde, sonbahar yaprakları üzerinde, dijital atmosferde… Oyun oynamanın çocuğun gelişimi üzerinde saymakla bitiremeyeceğimiz faydaları vardır. Oyun zaman geçirmeye yarayan, belli kuralları olan, eğlenmek için yapılan bir faaliyet olarak tanımlanmasının yanında çocuğun becerilerinin gelişimini destekleyen en önemli araçtır.

Oyun oynarken çocuk düşünür, kendi kararlarını verir, problem çözme becerisinin yanı sıra hayal gücünü geliştirir. Yaratıcı düşünme becerisi gelişirken kendini tanır, kendi becerilerinin farkına varır.

Sokak oyunları bolca fiziksel aktivite içerdiğinden çocuğun beden gelişimini olumlu yönde destekler. Açık hava oyunlarında gürültü ile ilgili sınırlamalar olmadığı için çocuk özgürce sesini ve bedenini kullanabilir. Böylece içinde var olan sonsuz enerjisini olumlu bir şekilde dışa vurmuş ve boşaltmış olur.

Belli kuralları ve sınırları olan oyunlar sayesinde çocuk sıra bekleme, kurallara uyma ve topluca hareket etmenin yanı sıra bir gruba ait olma, birden fazla çocukla iletişim ve etkileşim halinde bulunma, sorun yaşanması halinde çözüm yollarını bulma ve uzlaşmayı sağlama gibi pek çok sosyal beceriyi de eğlenerek kazanır.

Sokakta oyun oynayan çocuklar mutluluk, sevinç, korku, kaygı, acıma, dostluk, sevgi, güven duyma, bağımsızlık gibi duygularını rahatça ifade edebilecekleri doğal ortam bulmuş olurlar.

Çocuk sokak oyunları sayesinde kendini tehlikelere karşı korumayı öğrenirken aynı zamanda otokontrolünü geliştirme fırsatı bulabilmektedir.

Günümüzde; şehir yaşantısı, çevresel nedenler, anne ve babanın çalışıyor olması, zaman sıkıntısı ya da başka sebepler nedeniyle bir kısım çocuk sokakta oyun oynayamamaktadır. Bu ihtiyacı karşılamak ve çocuklara açık alan oyun fırsatı yaratmak için son yıllarda yerel yönetimlerin ve okulların daha duyarlı hareket ettiklerini görmek mutluluk vermektedir.

Çocukların özgürce, coşkuyla, neşe içerisinde, bağıra çağıra oyun oynayabileceği ortamlar bulabilmeleri dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir