Çocuğun dış sesi olmak

Resim1

Güzel bir bahar günü Ayşe ve annesi parka gidiyorlar. Ayşe biraz oyun oynayacak annesi de güzel havanın tadını çıkaracak. Ayşe bir süre annesinin yanında bankta oturarak oyun oynayan çocukları izliyor. Tüm çocuklar gibi Ayşe’de parka gelmişken salıncakta sallanmanın tadını çıkartmak istiyordur. Annesi Ayşe’nin elinden tutarak salıncakların yanına götürüyor ve salıncakta sallanan kız çocuğuna:

“Sen yeteri kadar sallandın, şimdi sen in birazda Ayşe sallansın” diyor. Elbette annesi Ayşe’nin sallanmasını ve mutlu olmasını istiyor o yüzden de diğer çocuğa müdahale ediyor. Aslında Ayşe de salıncaktaki çocuğa sallanmak istediğini söyleyebilirdi sadece kendini ifade etmek için desteğe ihtiyacı vardı. Annesinin:

“Sallanmak istediğini arkadaşına söyleyebilirsin. Hatta sıra ile sallanma oyunu başlatabilirsiniz” diyerek desteklemesi ve yol göstermesi daha uygun olacaktı.

Resim2

Ayşe artık anaokuluna gidiyor o sabah babası öğretmene:

“Öğretmeni Ayşe bugün ….arkadaşı ile oynamak istiyor” diyor. Çünkü Ayşe o arkadaşını çok seviyor onunla oyun oynarken çok eğleniyordu. Peki, Ayşe bu isteğini hem öğretmenine hem de arkadaşına söyleyemez miydi? Elbette söylerdi sadece ihtiyacı olan biraz cesaretti. Babasının:

“Öğretmenine ve arkadaşına bu isteğini sen söyleyebilirsin. Hatta arkadaşına yanında getirdiğin bebekle beraber oynamayı önerebilirsin” demesi Ayşe’ye ihtiyacı olan cesareti verecekti.

Resim3

Bugün Ayşe’nin ilkokuldan bir arkadaşının doğum günü partisi var. Partiye çocukların anneleri de davetli. Oldukça kalabalık, eğlenceli ve neşesi bol bir parti olmakta, çocuklar çok eğlenmekteler. Muhteşem pastalar, kurabiyeler hazırlanmış. Pasta mumu üfleniyor ve birbirinden lezzetli ikramlar tabaklara servis edilmeye başlanıyor. Bu esnada Ayşe’nin annesi:

“Ayşe tuzlu kurabiye yemez, ona vermeyin” diyor. Evet, annesi haklı Ayşe tam bir tatlı sever o yüzden de tuzlu olanları genelde yemiyor. Peki, Ayşe ne yemek istediğini söyleyebilir miydi? Elbette söyleyebilirdi, belki de ilk defa tuzlu kurabiyeyi denemek isteyecekti. Sadece ihtiyacı olan isteklerini söyleyebilmesi için kendisine fırsat tanınmasıydı.

Resim4

Ayşe ve ablası hafta sonu sinemaya gitmeyi planlıyorlar. Vizyonda olan filmler hakkında konuştuktan sonra annelerinin yanına gelip:

“Cumartesi sinemaya gitmek istiyoruz, babamdan izin alır mısın?” diyorlar. Ablası ve Ayşe tabi ki babalarından izin alabilirler. Acaba annelerinin onlar adına izin alması daha mı kolay geliyor? Annelerinin:

“Babanız ile siz konuşup izin alabilirsiniz” demesi ve aradan çekilmesi daha uygun olmaz mıydı?

Resim5

Oldukça büyümüş güzel bir kız olmuştu. Bakımına özen gösteren genç kızımız o gün annesi ile beraber kuaföre gelmiş saçlarını boyatmak istiyordu. Kuaför onu masaya aldı ve boyasını hazırlamaya gitti. Annesi de dergileri incelemek üzere koltuklara geçti. O esnada kuaföre bir bayan müşteri daha geldi. Çırak yeni müşterinin isteklerini sorarken Ayşe annesine dönerek:

“Anne sıra benim, başkasını almasınlar” diyor. Tabi ki kuaför Ayşe’nin sırası olduğu biliyor. Elbette onun hakkını kimseye vermeyecek ama unutabilir, hata yapabilir. Ayşe de hakkını savunabilir, isteklerini dile getirebilir. Fakat anne ve babasının dış ses olmasına o kadar alışmıştı ki kendisi konuşmuyor yerine onları konuşturuyordu.

Örneklerde ki Ayşe tanıdığım, bildiğim bir kişi değil. Sadece hazırladığım senaryoda bir kahramana ihtiyaç vardı ben de çocukken bebeklerimize yaptığımız gibi ismini Ayşe koydum.

Biz ebeveynleri olarak çocuklarımızı hemen her koşulda korumalıyız. Zorlandıkları konularda onlara yardımcı olmalı, koşulsuz sevgimiz ve desteğimizin arkalarında olduğunu hissettirmeliyiz. Ama bunu yaparken çocuklarımızın dış sesi olmamaya özen göstermeliyiz.

Küçük yaşlardan itibaren çocuğa kendini ifade edebileceği, isteklerini dile getirebileceği, haklarını savunabileceği, karşı tarafla iletişime geçebileceği fırsatlar yaratmak ve bunları yaparken de onu cesaretlendirmek önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuğun içinde bulunduğu yaşı ve o yaşın gelişimsel özellikleridir. 4  yaşındaki bir çocuktan; kuaförde sırasını takip etmesini ve sıranın başkasına verilmesi halinde hakkını savunmasını beklemek uygun değildir. Ama bu çocuğumuz anaokulunda arkadaşına “biraz da araba ile ben oynamak istiyorum” diyerek kendini ifade edebilmelidir. İlköğretime giden ve ev ödevini yapamayan ya da yapmayan çocuk nedenlerini elbette ki öğretmenine kendisi açıklayabilmelidir. Onun yerine anne ya da babasının “akşam çok hastaydı o yüzden ödevlerini yapamadı” demesi doğru değildir.

Anne babaların dış ses olması kadar “Sen sus, sen söyleme, küçükler karışmaz, şimdi sana kızacaklar, ” tarzında konuşmalar da tehlikeli ve cesaret kırıcıdır. Korku geliştiren, ürken ve cesareti kırılmış bir çocuk iletişimlerinde dış sese gereksinim duyabilir. Güçlü, cesur, kendini ifade edebilen, mutlu bireyler yetiştirmek dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir