Oyun oynarken gizli alanlara ihtiyaç vardır…

Koltuğun arkası, masanın altı, elbise dolabının içi, bahçede kuytu bir köşe, minderlerden yapılmış derme çatma evler, hazır alınmış ya da çarşaf kullanarak tasarlanmış çadırlar, merdiven altı, çatı arası, ağaç evler… Bu dünyanın içinde ki küçük dünyalar…

Kendi özel alanını yaratma, gizli alanlar oluşturma isteği çocuklarda yaklaşık olarak 5 – 6 yaş civarında başlar 12 – 13 yaş civarında sona erer.

Ne kadar güzeldir o özel ve gizli alanlarda oyun oynamak.

: ) Konuşursun ama sesinin duyulmadığını düşünürsün,

: ) Anneni, babanı, öğretmenini taklit edersin hem de seni izleyen gözler yokken, gizlice yapmanın verdiği zevkle,

: ) Evcilikteki kocana “bebeğimizi sallar mısın?” dersin ve bunu sadece siz duyarsınız,

: ) Mobilyaların nereye konacağını sen tasarlarsın,

: ) Oluşturulan alan ile ilgili kararları ya sen alırsın ya da oyun arkadaşınla ortak karar verirsin,

: ) Yenecek yemek, alınacak malzemeler, oyundaki uyku süresi (ki 10 dakikada biter öyle annelerin istediği gibi 2 – 3 saat sürmez), sorumlulukların kim tarafından yerine getirileceği konusundaki kararlar hep çocuklara aittir.

İçinde yetişkinlerin, yetişkinlere ait kuralların ve yönlendirmelerin olmadığı sadece çocuklara ait bir dünya…

Oyunun ve çocuğun bir arada olduğu her dönemde gizli alan oluşturma, gizli alanda oyun oynama ya da kendi alanını yaratma diye adlandıracağımız bu ihtiyaç hep vardı ve var olmaya da devam edecektir.

Kendi çocukluğunuza baktığınız zaman oyun için gizli alanlar yarattığınızı, kurallarının size ait olduğu özel mekanlarınızın olduğunu, orada oyun oynarken ne kadar özgür ve mutlu olduğunuzu hatırlarsınız. Çağlar değişebilir ama bu istek değişmez.

Bizim çocukluğumuzda bu oyun alanlarını yaratmak son derece kolaydı. Evde masanın altında, apartmanın merdivenlerinde, balkonda, komşu teyzenin bahçesinde, apartmana ait boş dükkanda, sokağımızdaki devasa ağaçları ile bir ormanı hatırlatan parkta, komşu amcanın otoparkta duran ve hiç kullanmadığı eski model arabasında…

Peki, günümüzde durum nasıl?

Hemen hemen her çocuğun daha doğmadan sahip olduğu hatta mobilyalarla dayalı döşeli kendine ait bir odası var. Neler yok ki bu odada. Karyola, gardırop, çalışma masası, oyuncak dolabı, perdesi ve halısı ile tam bir yaşam alanı. Hatta tamir seti, doktorculuk oyunu malzemeleri, makyaj masası gibi bizim çocukluğumuzda hayalini dahi kuramadığımız ama günümüz çocuklarının daha doğmadan sahip oldukları bir dünya oyuncak.

Çok şanslı gibi gözüküyorlar. Ama…

Apartman merdivenlerinde evcilik oynayamazlar çünkü komşular rahatsız olabilir,

Bahçede derme çatma ev kuramazlar çünkü site yönetimi buna izin veremez,

Parkta oyun evi yapamazlar çünkü parklar ortak kullanım alanıdır ve kimse kimseyi rahatsız edemez,

Evin balkonunda evcilik oynayamazlar çünkü oyun oynayacak komşu çocuğu yoktur varsa bile başkalarının evine gitmeye izin yoktur…

Yaz yaz bitmez çünküler…

Ne yazık ki günümüzde çocukların sayısız oyuncakları ve oyun materyalleri olmasına rağmen yaratıcılıklarını kullanabilecekleri, kurallarını belirleyebildikleri, düzenlemeleri kendilerine ait, hayal güçlerini kullanabildikleri, tüm enerjilerini sarf ederek hazırladıkları özel, güzel ve gizli alanları yok denecek kadar az.

Adına gizli alan, oyun evi, oyun çadırı ya da özel alan diyebileceğimiz bu mekanları oluştururken ve oynarken çocuklar aktiftir, yaratıcıdır, hayal gücünü kullanır, sosyal becerilerini geliştirir, taklit ederek yetişkinliğe hazırlanır, görev bilinci ve sorumluluk duyguları gelişir, becerilerini geliştirir, gelişim alanları desteklenir vs. vs. vs. Kazanımları çok yüksektir.

Bırakalım ev dağılsın, eşyalar yer değiştirsin, evden apartman bahçesine oyuncaklar taşınsın, oyun sadece çocuk odasında değil evin her alanında, bahçede, sokakta oynansın, bir gün korsancılık, bir gün doktorculuk, başka bir gün evcilik oynansın, bahçede piknikler yapılsın, minderlerden ev, çarşaflardan çadırlar yapılsın. Dağınıklıklar düzeltilebilen şeylerdir. Hatta dağıttığı yeri toplamak çocuğun sorumluluğudur ve öğretilebilir. Çocuklar; çocukluk dönemi geçmeden doya doya, tadını çıkararak oyun oynasınlar.

Oyunun ve eğlencenin bol olduğu çocukluk yılları dileğiyle…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir