Yemek savaşları…

“Yemeğini yemiyor”

“Yemeğini ağzında o kadar uzun süre tutuyor ki uykusun da bile ağzında yemek olduğunu görebiliyorum ”

“İyi beslenmediği için gelişemeyeceğini, çabuk hastalanacağını düşünüyorum” diye şikayetlerini dile getiren annelere pek çoğumuz rastlamışızdır. Belki de çocuğumuzu büyütme sürecinde aynı şikayetleri dile getirmişizdir.

Parkta bebek arabası içerisinde yemek yedirilmeye çalışılan,

Pencereden dışarı bakarken “bak uçak geliyor” diyerek ağzına yemek tıkıştırılan,

“Bunu baban için ye” diye kaşık ağzına götürülen,

“Tabakta yemek kalırsa arkandan ağlar” şeklinde kandırılan,

Restoranda, gezmede, plajda elde tabak arkasından gezerek yemek yedirilmeye çalışılan çocuk manzaralarını da görmüşüzdür. Belki de çocuğumuzu büyütme sürecinde aynı senaryoları yaşamışızdır.

Peki, neden yemek yeme bir savaş haline dönüşür. Halbuki acıkma ya da acıkınca bir şeyler yeme ihtiyacı doğuştan getirdiğimiz doğal bir dürtüdür değil midir?

Bebek doğar doğmaz anne kucağına verilince içgüdüsel olarak meme arayışına girmez mi? Emme refleksi otomatik olarak başlamaz mı? Hem bunun için annenin özel bir çaba harcaması da gerekmez.1

İlk aylarda hatta yaşına kadar uykudan şiddetli ağlamalarla uyanmaz mı bebekler çok acıktığı için. Biraz meme verilmesi gecikse, ağlama krizine girer, anne kucağına alıp memeyi verene kadar kıpkırmızı olmaz mı tahammülsüzlükten. Çünkü çok acıkmıştır ve karnını bir an önce doyurması gerekir. Acıkan bebek huzursuz olur, karnı doyunca da rahatlar. Anneler ilk birkaç gün içinde bebeğin tepkilerini öğrenir, acıktığını anlamasını sağlayan tepkileri gördüğü anda bebeği emzirerek doyurur. Böylece normal beslenme süreci kendiliğinden başlar.

Bu doğal dürtü ile doğan bebek biraz büyüdüğü zaman yemek yemeyen, bazı gıdaları seçen, ısrar ve iknalar ile yemek yiyen, arkasından dolaşılarak yemek yedirilen bir çocuk haline dönüşebilir. Peki, bu kısacık büyüme sürecinde neler yaşanıyor da iştahlı, acıktığı zaman ortalığı yıkan bebek yemek yeme konusunda böylesine zorlayıcı bir çocuğa dönüşüyor.

Bu dönüşüm ve değişimde biz anne babaların hatası var mıdır?

Dengeli ve yeterli yemek yeme; çocuğun sağlıklı olması, gelişiminin yolunda gitmesi, büyümesinin hızlı olması gibi pek çok açıdan son derece önemlidir. Anne ve babalarda bu önemi bildikleri için beslenme konusunda daha titiz ve ısrarcı olurlar. Az yemek yiyen, yemek yemede sorun çıkaran, bazı gıdaları seçen çocukların anneleri çocuğum hastalanacak kaygısı yaşar. İşin içine toplumsal baskılar da girince anne kendini yetersiz kabul eder. Anne yaşadığı kaygılar ve stresle birlikte çocuğa daha fazla baskı uygular, daha ısrarcı olur, çocukta daha güçlü duygularla yemek yemeyi reddeder.

Sonuç yemek savaşları…3

Ne yapalım da yemek yeme savaş haline gelmesin?

Yemekle ilgili sorunlara fiziksel bir rahatsızlığın neden olup olmadığı son derece önemlidir…

Çocuğun yemek yemesinin altında sindirim sistemi ya da yemek borusu sorunları yatıyor olabilir. Öncelikle çocuğun bir doktora götürülmesi ve sağlık muayenesinden geçirilmesi gerekir. Düzenli sağlık muayeneleri esnasında doktor; çocuğun gelişim takibini de yapacağı için yetersiz beslenmeye bağlı bir gelişimsel gerilik olup olmadığını ya da hastalıklara karşı vücudun savunmasız kalıp kalmadığını tespit edecektir. Bu tespitlerin sonucuna göre doktor aileye gerekli önerilerde bulunacaktır.

Yemek yeme kuralları olan bir organizasyondur…

Çocuğun yemek yiyebilmesi için öncelikle aç olması gerekir. Acıkmadığı halde sık aralıklarla yemek yemesi istenen çocuk itiraz edecektir. İlk yaşlarda çocuklar sık aralıklarla azar azar yerler. Yaşı büyüdükçe acıkma aralığı uzar ama daha fazla yemek yer. Ailenin bunu göz önünde bulundurarak çocuğun yemek saatlerini ve yiyeceği miktarı düzenlemesi gerekir. Ayrıca ailenin ortak yemek kurallarının olması gerekir. Yemek masada yenir, çatal, kaşık kullanılır, gezerek yemek yenilmez, yemekten sonra herkes tabağını lavaboya kaldırır ya da masanın hazırlanmasında ve toplanmasında anneye yardım edilir…

Çocuklarında yemek seçme hakkı vardır…

Biz yetişkinler bazı gıdaları sevmeyiz. Hiç denemediğimiz ya da deneyip de sevmediğimiz yemekler vardır hatta direk yemeyi reddettiğimiz yiyecekler mevcuttur. Bizim bu hakkımız varken neden çocuklardan tüm yiyecekleri yemesini bekliyoruz. Midesinin bulanmasına rağmen ağzına tadını ve kokusunu hiç sevmediği bir sebze yemeğini tıkıştırıyoruz. Elbette ki çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesi çok önemli. Ama ıspanak yemeği yemedi diye çocuk gelişimsel gerilik yaşamaz. Ispanağın besin değerine eşit ve severek yiyebileceği başka bir besin maddesi ile yemek hazırlanabilir. Ya da ıspanağı yemek olarak yemeyen ama böreğine bayılan bir çocuğa ıspanak bu tarzda hazırlanabilir.4

Çocuk yiyeceği yemeğin miktarını kendisi belirleyebilir…

İlk günden itibaren anne bebeğin tepkilerini takip etmeli ve ona göre bir beslenme programı oluşturmalı. Ne zaman acıkıyor, acıkınca ne tepki veriyor, ne kadar miktarda doyuyor… Karnı doymuş bir bebeğe daha fazla yemesi için ısrar edilmesi onun yemek yemeden uzaklaşmasına neden olabilir. Çocukların midelerinin küçük olduğunu göz önünde bulundurursak büyük porsiyonlarda yemekler yemesini istemek haksızlık olur. Tabağında fazla miktarda yemeği gören çocuk yemeyi reddedebilir. Artık aile birlikte masada yemek yiyen çocuğa hangi yemekten ne kadar yiyeceği sorularak servis yapılması uygundur. Çocuk kendi tercihini kullandığı için yemeğini yerken sorun çıkarmayacaktır. Tabağındaki yemeğini bitirdiği zaman tekrar isteyip istemediği sorulabilir.

Yemekte uyulması gereken görgü kuralları küçük yaşlardan itibaren öğrenilir…

Anne sütünden sonra çocuklar katı gıdaya geçer. Bu andan itibaren çocuk anne ve babası ile beraber aynı masada yemeğini yiyebilir. Mama sandalyesi kullanılıyor ise yemek masasına yaklaştırılabilir. Bu sayede hem çocuk anne ve baba ile etkileşim içinde olabilecek hem de yemekteki görgü kurallarını gözlemleyerek öğrenecektir. Çatal, kaşık kullanma, kirlenen ağzı peçete ile silme, ağızda yemek varken konuşmama, yemek bitmeden masadan kalkmama, televizyon karşısında yemek yememe…

Dengeli beslenme ve yemek alışkanlıkları konusunda çocukların doğru rol modellere ihtiyacı vardır…

Çocuklar iyi bir gözlemcidir. Öğrenme sürecinde etraflarını çok iyi izler, gözler, özümser ve öğrenirler. Yemek yeme alışkanlığı, yiyecekler konusundaki seçiciliği anne babasını ya da diğer aile bireylerini gözlemlemesi sonucu belirginleşir. Çocuğumuzu dikkatle incelediğimiz zaman bizim severek yediğimiz yemekleri severek yediğini, biz masada yiyor isek onunda masada oturduğunu, biz telaş telaş hızlıca yemek yiyorsak onunda öyle yediğini görebiliriz. Bu nedenle öncelikle biz yetişkinlerin beslenme ve yeme alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekir. Rastgele zamanlarda acıkınca ekmek arası sandviç yapıp karnını doyuran ve yemek saatinde tok olduğu için masaya oturmayan bir babanın çocuğu da yemek yeme tercihini böyle kullanmak isteyecektir.2

Yemek yeme bir zevk işidir ve yemek saatleri aile birlikteliği açısından önemlidir…

Yemek yerken yiyeceklerden, lezzetlerinden zevk almak çok önemlidir. Bulamaç halinde birbirine karıştırılmış yemeklerde damak zevkini etkileyecek bir cazibe olmadığı gibi görselliği de kötüdür. Genelde anneler tüm gıdalardan faydalansın, bir de dişleri yok nasıl yesin düşüncesi ile ilk yaşta gıdaları ezerek çocuğa verirler. Bu ezme esnasında tatlısı, tuzlusu birbirine karıştırılır. Evet, çocuk küçük iken başvurduğumuz bir yöntemdir yiyecekleri ezerek vermek. Ama dişleri çıkmış, ısırabilen, çiğneyebilen bir çocuğa hala bulamaç halinde yemek vermek doğru değildir. (tabi çocukta yutma ve çiğneme ile ilgili fiziksel bir sorun yok ise) Çatal, kaşık tutabilme yaşına geldiğinde çocuğa bu fırsatı tanımak gerekir. Genel olarak 1 yaştan itibaren kaşık, kaşıktan sonra 2 yaşa doğru çatal, 3 yaş civarında da bıçak kullanımı öğretilmelidir. İlk başlarda kaşık, çatal ve bıçağın plastik olanları tercih edilmeli beceri kazanıldıktan sonra çocuğun ağız yapısına uygun metal modellerine geçilebilir. Yemek saatleri ailenin bir araya geldiği ve keyifli paylaşımların olduğu bir saattir. Çocukların da bu keyiften faydalanması önemlidir. En azından akşam yemeklerinde tüm ailenin bir arada yemek yemesine özen göstermek gerekir. Yemek esnasında tartışma, kavga, ses yükseltme gibi durumlardan kaçının. Yemek yerken sohbet etmek, şakalaşmak ortamı rahatlatır ve çocuk dahil herkes için yemek yeme eylemi keyifli hale gelir.

Yemek yeme bir iştir ve çocuk tarafından yerine getirilmesi gereken bir eylemdir…

Elde tabak, çocuğun arkasında gezerek, televizyon karşısında, sözlerle veya vaatlerle kandırarak ya da korkutarak yemek yedirmek uygun değildir. Yemek saatleri ailede büyükler ve çocukla için düzenli olmalıdır. Düzenli saatlere alışan çocuk o saat geldiği zaman acıkacaktır. Yemek aralarında da özellikle iştahın kaçmasına neden olacak gıdaların verilmemesi önemlidir.

Yemek yeme konusunda anne baba tutumları çok önemlidir…

Yemek yeme konusunda baskıcı, ısrarcı, zorlayıcı olabileceğimiz gibi, ısrar etmeyen, yemeğe önem vermeyen, bunu takıntı yapmayan bir davranış da sergileyebiliriz. Çocuk yemek yediği zaman ödüllendiren, yemediği zaman cezalandıran bir yaklaşımımızda olabilir. Ya da acıkmanın doğal süreç olduğunu kabul eden bu yüzden bu olayı çok abartmayan bu işi yürümeyi öğrenmede olduğu gibi akışına bırakan yaklaşımımızda olabilir. Çocuğumuzun yemek yemeye olan bakış açısını genel olarak bizim yaklaşımlarımız belirler. Yemesi konusunda ısrarcı isek çocukta yememe konusunda ısrar edebilir, ödül ya da cezayı benimsersek çocuğumuz bizi üzmek istediği zaman yemeği kullanabilir.

Genel olarak sağlıklı çocukların, iştah dürtüleri de sağlıklıdır.  Eğer sağlıklı çocuğun iştahına ilişkin bir sorun varsa nedeni çocuğa, yediren kişiye, yedirilme şekline bağlı olabilir.

Sevgi dolu, keyifle geçireceğiniz yemek saatleri dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir