Öğretmenin etkisi sonsuzdur…

Öğretmenin etkisi sonsuzdur. Etkisinin nerede biteceğini kendisi de bilemez.  Henry B. Adams 

Eğitim hayatımda öğrenci, kızımın eğitim sürecinde veli, iş yaşamımda da eğitimci ve yönetici iken pek çok öğretmen ve öğretmen adayıyla tanışma şansım oldu. Yaşları, eğitim düzeyleri, meslekte geçirdikleri süreleri, cinsiyetleri, hayata bakış açıları, işlerine duydukları sevgi, zevkleri, hobileri, özel hayatları, yetiştirilme tarzları ve daha pek çok özellikleri birbirinden farklıydı.

Farklı gerekçelerle bu mesleği seçmişlerdi. Kimisi çocukları çok sevdiği için, kimisi yeni bilgiler öğretmeyi sevdiği için, kimisi üniversite sınavı sonucunda karşısına eğitim fakültesi çıktığı için, kimisi iş garantisi olduğu için, kimisi de ebeveynlerinin yönlendirmesi ile öğretmen olmuştu.

Yıllarını bu meslekte geçirmiş artık emeklilik zamanı gelmiş olanları, mesleğe yeni adım atanları, meslek lisesinden ya da üniversiteden mezun olanları, başka alanda mezuniyeti olup pedagojik formasyonunu tamamlayarak eğitimci olanları, bu mesleğe gönül verenleri ya da sadece para kazanmak için bu işi yapanları…

İyi ki de hepsini tanıdım. Gerek yaptıklarıyla, gerek öğrettikleriyle gerekse kişilikleriyle bana ve kızıma dokundular ve izler bıraktılar. Geliştiren, ilerleten, yeni bilgiler ve değerler öğreten hiç aklımdan çıkmayan kıymetli öğretmenlerle tanıştığım gibi olumsuz davranışlara sahip öğretmenleri de üzülerek tanıdım. Ama hepsinden de bir şeyler öğrendim.

Kızgın ve bağıran bir öğretmen olduğu için çocukları korkutan, titizliği nedeniyle oyun oynanmasına, oyuncakların dağıtılmasına müsaade etmeyen, müfredat dışına çıkmadığı için fırsat eğitimlerini kaçıran, aşırı disiplinli olması nedeniyle çocukların hareketli oyunlar oynamasına müsaade etmeyen, başlarına kaza gelir düşüncesi ile bahçeye ve parka çıkartmayan, okul gezilerine sıcak bakmayan ve gereksiz gören, çocukların yemek yemesi ve uyku düzenine fazlasıyla dikkatini veren bu nedenle de okulun eğlenceli bir yer olması düşüncesinden uzaklaşan hatalı ama aslında hatalı olduğunun farkında olmayan öğretmenler tanıdım.

Tertip, düzen ve titizlik önemli bir beceridir. Hele ki öğretmenseniz düzenli olmanız doğru rol model olmanız açısından son derece önemlidir. Çocuğun küçük yaşlardan itibaren kullandığı eşyayı yerine kaldırmayı, dağıttıklarını toplamayı öğrenmesi gerekir. Bir gün ziyaret amaçlı bir anasınıfına girdim. Yeni döşenmiş, oyuncakları ve donanımları yeni alınmıştı. İçerisi mis gibi ahşap kokuyordu. Dolaplara baktığımda ahşap yap-boz oyuncaklarının üzerindeki koruyucu jelatinin açılmadığını gördüm. Sınıf öğretmenine sorduğumda “ama açarsam çocuklar parçaları her yere dağıtır, kaybolurlar, oyuncak kullanılamaz olur” cevabını verdi.

Çocuğun en önemli ihtiyacının oyun oynamak olduğunu bunun içinde oyuncağa gereksinimi olduğunu unutmayan, çocuklara doya doya oyun oynama zamanı sağlayan öğretmenlere sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Bazı öğretmenler vardır günlük eğitim programında ne yazıyorsa onu uygular, sınırların dışına çıkmaz, orijinal fırsatları değerlendirmez. Halbuki fırsat eğitimi adını verdiğimiz eğitsel avantajlar vardır. Mesela eğitim saatinde birden bire dışarıda kar yağmaya başladığında her şeyi bir kenara bırakıp çocuklarla birlikte bahçeye çıkıp kartopu oynamak, karı eritmeye çalışmak, kardan adam yapmak, güzel çocuk yüzlerinde kar tanelerinin erimesini seyretmek ya da karla yapılabilecek deneyleri yapmak. Bu zevkleri çocuklara yaşatan, öğrenim görmenin yanı sıra okulun eğlenceli bir yer olduğunu gösteren güzel yürekli, neşeli öğretmenler sizler okulları ve çocuklarımızın hayatını güzelleştiriyoruz.

Bir sınıfın kapısından içeri girersiniz atmosferde sonsuz bir sessizlik hakimdir. Hem de 25-30 tane küçük yaş çocuğunun olduğu bir sınıf. İlk başta ne kadar da disiplinli bir sınıf bütün çocuklar dikkatini önündeki çalışmaya vermiş diye bayılırsınız. Oysaki içerideki çocukların yaşları küçüktür, içleri enerji doludur, hareket etmek, ses çıkartmak isterler çünkü işleri budur. Böylesine disiplini ön plana alan aşırı otoriter öğretmenlerin yanı sıra sınıf zeminine elektrik bantından sek sek çizen, basket potası takan, zıplama, hoplama, atlama oyunları için gerekli alansal düzenlemeleri yapan, kış ayları için koridor oyunları tasarlayan, günün belli bir zamanını fiziksel aktivitelere ayıran, müzikli oyunlara, danslara eğitim programında yer veren coşkulu, hareketli ve çocukların hareket ihtiyaçlarını önemseyen öğretmenleri tanımış olmaktan dolayı çok mutluyum.  

Meslek lisesinden ya da üniversiteden mezun olmuş, araştırmalar yapmış hatta kariyerine yüksek lisanslar, doktoralar eklemiş başarı düzeyi yüksek pek çok öğretmen var. Bu değerli öğretmenlerin çocuklara hazineler dolusu kıymetli bilgiler eklediğine, çocuğun gelişmesi, öğrenmesi ve sağlıklı bir birey olması için elinden gelenin en iyisini yaptığına eminim. Aynı zamanda bu kıymetli öğretmenlerin öğrencisine sıkıca sarılan, onu can kulağıyla dinleyerek anlamaya çalışan, üzüntüsünü azaltacak davranışlar sergileyen, mutluluğunu aynı coşkuyla paylaşan, taptaze bilgileri öğretmenin yanı sıra duyguları da önemseyen sıcacık kişiler olduğunu düşünmek istiyor ve umut ediyorum.

Floresan lambanın ışığından ve sınıf atmosferindeki yüksek sesten rahatsız olduğu için ağlayan, gözlerini kapalı tutan ve hatta sınıfa girmeyi reddeden otizmli öğrencisini aylar boyunca kucağında taşıyan yüce gönüllü öğretmenler tanıdım. Özel gereksinimli öğrencisini normal gelişim gösteren öğrencileri ile kaynaştırmayı başaran, onun arkadaş edinmesini sağlayan, tüm grupla beraber hareket edebilme becerisini kazandıran ve ilköğretim öncesi gereken alt yapıyı hazırlayan muhteşem öğretmenlerin varlığını bilmek geleceğe güvenle bakmamızı sağlıyor.

Hamileliği boyunca hem bebeğini taşıyan hem de şiş ayaklarına ve kocaman bedenine rağmen aktif çalışan, çocuklara hak ettikleri ilgi ve sevgiyi kesintisiz veren, ayağındaki ayakkabıları çıkarıp öğrencileri ile dans eden, eline aldığı kuklalar ile masallar anlatan, hasta çocuğunu evde bırakıp okula koşan, sıkıntısını, üzüntüsünü öğrencilerine yansıtmayan, hasta öğrencisini tüm gün boyunca kucağında taşıyan, uykuda ateşi çıkınca başında bekleyen, yemek yemediği zaman aç kalır düşüncesi ile yemeğini yediren sevgili öğretmenler sizi tanıdığım için çok şanslıyım.

Günlük eğitim programını öğrencilerinin ruh haline göre planlayan, yapacağı etkinliği ya da öğreteceği yeni bir kavramı çocukların ilgisini çekecek aktivitelerle sunan, eğlenerek öğrenmeyi ve öğretmeyi hedef alan işinden zevk alan öğretmenlerin varlığı sayesinde eğitim- öğretim yaşantısından zevk alan, okumaya ve gelişmeye açık, öğrenme hevesli nesillerimiz olacağı bir gerçektir.

Bahçede oyun esnasında düştüğü için dizi kanayan ve canı yanan öğrencisini kucağına alıp sıkıca sarılan, gözyaşlarını sildikten sonra yarasının temizliğini yapan harika öğretmenlere canımızın bir parçası sevgili yavrularımızı emanet edebildiğimiz için çok şanslıyız. Kızım okulda kaza geçirdiği zaman “anne öğretmenim öyle güzel sarıldı ki hiç canım acımadı” demişti. Bu söz bir anne için o kadar önemlidir ki. İçinde güven, emniyet, gözün arkada kalmaması, samimiyet, içtenlik, sevgi vardır. Bu değerlerin var olduğu bir okulda eğitim görmenin ve bu öğretmenin öğrencisi olmanın bir ayrıcalık olduğunun farkındayım.

Veli toplantılarında sürekli olarak öğrencilerinin çok konuşmasından şikayet eden, sınıf yönetimi konusunda başarısız, ergenlik dönemindeki gençlerin disiplinsiz davranışlarına tolerans göstermeyen, düşük bir ses tonu ve mutsuz bir yüz ifadesi ile (hatta üzerinden paltosunu çıkartmadan) ders anlatan, topuklu ayakkabılarından vazgeçemediği için anaokulu öğrencilerini bahçe oyunlarına çıkartmayan (hatta onların arkasından koşamayan), bu işi sadece para kazanmak amacıyla yapan, çocukların gereksinimlerini önemsemeyen, sürekli bağıran çağıran, agresif,  öğretmenlerin var olduğunu da üzülerek yazıyorum.

“Kusura bakmayın sınıfta çocukların yanında olmam lazım, istenmeyen kazalara zemin hazırlamayalım” diyerek önceliğini öğrencilerine veren, çocuk merkezli ve sorumluluk sahibi öğretmenlerle büyük bir keyif içinde çalıştım. Böyle öğretmenlerin dikkati, enerjisi, zamanı, ilgisi, sevgisi hep çocuklara aittir. Yeri geldiğinde de anne babaya zaman ayırmayı ve problem durumlarda aile ile ele ele vermeyi bilir bu güzel öğretmenler.

Öğrencisinin; üstüne yemek dökülünce kıyafetini değiştiren, akan burnunu silen, uykuda istemeden altına kaçırdığı zaman çamaşırını değiştiren, ıslak yatakta yatmasına müsaade etmeyen, kustuğu zaman rencide etmeden temizleyen, tuvalet sonrası temizliğine yardımcı olan ve bunları yaparken de anne yumuşaklığında davranan, çocuğun duygularını ve toplum içindeki psikolojisini önemseyen harika öğretmenler sayesinde çocuklarımız kendine güvenli, sevgi dolu, cesur, okulu ve okumayı seven sağlıklı bireyler oluyorlar.

Mesleki eğitimini okuduğu okul ile sınırlandırmayan, araştıran, gelişmeye açık, yeni teknikler öğrenen, seminer ve konferanslara katılarak gelişmeleri ve yenilikleri takip eden, yaratıcı, öğrenmeye karşı merak uyandıran, ilk günkü heyecanını kaybetmemiş, kendi ile barışık, içinde insan, doğa ve hayvan sevgisini bolca barındıran bu dünyayı daha yaşanılası bir yer haline getirmeye çalışan öğretmenleri işlerinin başında görmek harika bir duygu.

Yazımda satır aralarında bahsettiğim ama isimlerini özellikle yazmadığım çocuk dostu sevgili öğretmenler siz kendinizi biliyorsunuz.

İyi ki sizi tanıdım, iyi ki sizinle çalıştım ve iyi ki kızımı sizlere emanet ettim. Sevgiyle kalın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir