Çocuk Eğitimi Konusunda Okunması Gereken 16 Kitap…

Anne babaları görüyorum; ellerinde kitaplarıyla parkta, otobüste, serviste veya başka başka yerlerde. Tabi buradan şu anlaşılmasın kitap okuyanlar anne babadır, elinde kitap yoksa anne baba değildir. Böyle bir sınıflama yapmak gerçekten de çok kötü olurdu.

Anne babaları okurken görüyorum diye seviniyorum. Neden mi? “Okuyorlar çünkü daha iyi anne baba olmak, çocuğunu büyütürken uzmanlardan yardım almak, kendilerini geliştirmek, gelecek nesli daha doğru yetiştirmek adına” okuyorlar.

Aşağıda anne babalara çocuk yetiştirme yolunda ışık tutacak çok değerli uzmanların kaleminde çıkmış çok da güzel kaynak kitapların tanıtımı bulunmakta. Bu listeyi http://www.leblebitozu.com/ sitesinde görmüştüm. Ve çok da beğendim çünkü listede yer alan kitapları kendimde büyük keyifle okudum. Hatta bazıları hem eğitimciyken hem de annelik yaşantımda bana çok güzel kaynak oldular, ufkumu açtılar, yeni bakış açısı geliştirmemi sağladılar. Mesela “Küçük Ağacın Eğitimi” bir başucu kitabıdır. “Ben Nesli” günümüz gençlerinde var olan değişimi algılamamızı sağlar. “Çocuklar İçin 5 Sevgi Dili” neden benim kızım öpülmekten hoşlanmıyor dediğinizde bunun nedenini anlamanızı sağlarken, “Gerçekten Beni Duyuyor musunuz?” gerçekten tüm anne babalar tarafından okunması gereken bir kitaptır tabi ki listede yer alan diğer kitaplar ile birlikte.

Umarım çocuğunuzu büyütme yolunda arzu ettiğiniz desteği bu kaynaklardan bulabilirsiniz…

Çocuğunun tüm gelişim evrelerini bilinçli bir biçimde izleyerek, onun gereksinimlerini zamanında ve yeterli ölçüde karşılamak isteyen, anne-babalar için başucu kitapları derledik.

  1. Çocuklar İçin 5 Sevgi Dili…

Yazar:  Gary Chapman & Dr. Ross Campbell

Çocuk eğitiminin en önemli kavramlarından biri sevgidir. Bu yüzden olsa gerek tüm çocuk eğitim kitapları sevgiden ve onun öneminden bahseder. Yazar, Beş Sevgi Dili adlı kitabında sevgi konusunu biraz daha kapsamlı ele alıyor. Bu kitap, anne-babaların çocuğuna olan sevgisini doğru yollardan iletmenin yolunu gösteriyor. Kitabı okuduktan sonra anlıyoruz ki, çocuklarımızı sadece sevmek yetmez. Bu sevgimizi onların sevgi dilini kullanarak ifade etmeliyiz. Kitabı kendimize ve kendi kültürümüze uyarlayarak okumak, kitaptan elde edilecek faydayı arttırıyor.

Kucağa alınan ve öpülen bebeklerin duygusal hayatı diğer bebeklere nazaran daha sağlıklıdır. Aslında fiziksel temas sevgi dilleri arasında en kolay uygulanabilenidir; çünkü fiziksel temas için özel bir olaya veya mazerete gerek yoktur. Ancak, dokunmak sadece kucaklamak ve öpmekle sınırlı değildir. Çocuğun sırtını sıvazlamak, kolunu veya omzunu tutmak, sırtınızda taşımak, masal okurken kucağınıza oturtmak, güreşmek de fiziksel temas içerir. Araştırmalar birçok ebeveynin çocuklarına sadece giydirmek, soymak, arabaya bindirmek, yatağına taşımak gibi gereklilikler halinde dokunduğunu göstermektedir. Her gün okula giderken çocuğunuzu kucaklamak çocuğunuzun güvenli bir sığınak olan evin dışındaki yaşantıda kendisini güvenli hissetmesini sağlayacaktır. Okuldan gelince çocuğunuzu kucaklamak da çocuğa güvenli sığınağında olduğu hissini verip evin dışındaki olumsuzlukları dışarıda bırakmasını ve huzura kavuşmasını kolaylaştıracaktır.

  1. Gerçekten Beni Duyuyor Musun?

Yazar: Leyla Navaro

“Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sükunet, değiştirebileceklerimi değiştirmek için cesaret, ikisini birbirinden ayırt edebilmek için de akıl ver.” temennisi ile kitap yolculuğunuz başlamış oluyor.

Kitap aile içi çocuk ve ebeveyn arasındaki sorunlara kuru öneri sunmaktan ziyade etkileyici yaşam örnekleri ve pratik çözümleriyle birçok sorumuzun cevap bulmasına yardımcı oluyor. Kitabın içindeki karikatürler ve anlatılan yaşam öykülerinde hepimiz kendi ailemizden ve duygularımızdan parçalar bulabiliyoruz. Leyla Navaro’nun yalın ve akıcı dili, problemleri açıkça ortaya koyma ve çözümleriyle birlikte sunma yöntemi, okumak için vakit ayırmakta zorlanan ebeveynler için oldukça cezbedici.

Kitapta yer alan alıştırma bölümleri ve son sayfalarındaki 3-6 yaş gelişim aşamaları ebeveyne büyük katkılar sağlayacak cinsten. “Mutluluk içsel bir duygudur.” diyen Leyla Navaro ekliyor: “Sevdiklerinizi gerçekten duyun, kendinizi daha içtenlikle duyurun.”

Bütün yaklaşım ve ikazlara rağmen çocuk kabul edilmez davranışta ısrar ederse, davranışının sonuçlarını artık yaşamalıdır. Ancak bu, suçla aynı anlamda ve eşit olmalıdır. Mesela, bütün ikazlara rağmen salonda top oynamaya devam eden çocuğun elinden topu bir süre için alınır. Uygulanan yöntemin suçu hatırlatması da önemlidir. Mesela bütün ikazlara rağmen duvarı boyayan çocuğun duvarı silmesi istenirse çocuk davranışı üzerinde düşünebilecektir. Böylece davranışını düzeltmesi için imkan tanınmış olacak ve bu da ona telafi etme, kendini affettirme, suçluluk duyma olanağı verecektir.

  1. Çocuk Psikolojisi…

Yazar: Prof. Dr. Haluk Yavuzer

Çocuk Psikolojisi, çocuğun tüm gelişim evrelerini bilinçli bir biçimde izleyerek, onun gereksinimlerini zamanında ve yeterli ölçüde karşılamak isteyen, anne-baba ve eğitimciler için bir başvuru kitabı olarak kaleme alınmıştır. Bu kitabı okuyan anne babaların çocuğu yeterli ilgi, sevgi ve güven ortamında büyütmelerinin önemini kavrayacaklarının, özellikle Uyum ve Davranış Bozuklukları bölümündeki bilgilerin ışığında, yanlış eğitim ya da çeşitli nedenlerle çocuklarına ulaşamadıkları durumlarda, uzman pedagoglara başvurma gereğini duyacaklarını ummaktayım.

 “Özgür bir aile ortamında, kendilerine deneyim fırsatı tanınan, yeterince sevgi ve güven duygusu içinde büyüyen çocukların ergenlik döneminde başarılı olmaları için gerekli ortam hazırlanmış demektir. Bu nedenle anne ve babaların öncelikle çocuklarını tanımaları, onların ilgi ve yeteneklerini bilmeleri, onları özerk (otonom) kılmak üzere fırsat hazırlamaları, nihayet onların sorunlarına arkadaşça kuracakları diyalog yardımıyla eğilmeleri, ergenlik döneminin kolayca aşılmasında yardımcı olacak etkenlerdir.”

  1. Çocuklar Büyükler ve Tavşanlar…

Yazar: Erdal Atabek

Dünya değişiyor. Yüzyıl değişiyor. Ama çocuklara davranışlarımız değişmiyor. Geleneksel alışkanlıklarımız değişmiyor. Oysa gelecek, bugünkü çocuklarımızla var olacaktır. Geleceğe borçlu olduğumuzu düşünmeliyiz. Çocuklara sorumlu olduğumuzu düşünmeliyiz. Bunları düşünmezsek, geleceği hak etmiş olmayız.

“Günümüzde kişi, ilişkide olduğu insanlara karşı da sahip olma eğilimiyle doludur. Doktordan, dişçiden, avukattan ve işçiden bahsederken, benim doktorum, benim dişçim ve benim işçim demektedir. İnsanın dışında eşyalar, hatta duygulardan konuşulurken bile, onlar da bir mülkiyet kapsamı içinde anlatılırlar. Benim hastalığım, benim ameliyatım, benim ilaçlarım derken, kişilerin yaşadıkları olayları sahip oldukları şeylermiş gibi ele aldıkları bellidir. Böyle kişilerin sağlıklarındaki bir bozulmayı, ellerindeki hisse senetleri değerinden yitirmiş gibi algılayıp, öyle değerlendireceklerine de kuşku yoktur.”

  1. Ben Nesli…

Yazar: Jean M. Twenge

Ben Nesli, Jean Twinge’nin “Bu günün gençleri niçin bu kadar özgüvenli ve iddialı, fakat bir o kadar da depresif ve kaygılı?” sorusuyla yola çıkarak yazdığı bir kitap. Daha ilk sayfalarında “İnsan içinde yaşadığı çağa babasına benzediğinden daha çok benzer.” deyimine yer vererek okuyucuyu kitabın önemi konusunda ikna ediyor. Ben Nesli, konu olarak kendi deyimiyle bireysellik dilini anadili gibi konuşan günümüz yetişkin ve gençlerinin içinde büyüdükleri ortama ve hislerine ışık tutuyor.

Çocuklarının gelişimine katkıda bulunmak için bu kitabı okumak isteyen ebeveyn ve ebeveyn adayları satır aralarında önce kendilerini bulacaklar. Kitap kendi gelişimimiz hakkında düşünmemizi sağlayarak çocuk eğitimi konusunda önemli bir farkındalık kazanmamıza yardımcı oluyor. Yetişkinler ve gençlerdeki özbenlik kavramı üzerinde önemle duruluyor. Çocukluktan beri özgüven sahibi olmak adına aşılanan değerlerin doğurduğu olumsuz sonuçları gözler önüne seriyor. Son sayfalar ise çözüm önerileri ile dolu.

“…Özgüvenin başarıdan çok daha önemli olduğu prensibine göre yetiştirilen bu gençler, kendilerini her şeyin üzerinde konumlandırmaya şartlandırılmış. Her hayalin gerçekleşebileceğine yürekten inanıyorlar. Fakat aynı zamanda hayatın acı gerçeklerine henüz hazır değiller. Son 40–50 yılda 14–16 yaş ergenlerde ve lise öğrencilerinde ben değerliyim düşüncesindeki artış %86. Kaygı artış oranı ise %85. İntiharlar ise ikiye katlanmış durumda.”

  1. Çocuğunuzu Yanlış Eğitiyorsunuz…

Yazar: Christian Salzman

“Bu kitabı niçin yazdım?” sorusuyla kitabına başlayan yazar, kitapta çocuklardaki her hatanın, kötü hareketin, arsızlığın sebebini ebeveynlerin kendinde aramasının yararlı olacağını vurguluyor. Çocuğun kötü yetişmesinin sebeplerini, olumsuz örnekler, çocuğun takibindeki noksanlık ve terbiyedeki hatalar olarak sıralayan yazar, kitabı boyunca konuları ironilerle ele alıyor.

“Çocuklarınız kıskanç olsun istiyorsanız başkalarının mutluluklarını onlara büyük bir felaketmiş gibi anlatın.
Çocuklarınızın sizden nefret etmesini istiyorsanız, onların sevinçlerine ortak olmayın ve ona sevginizi göstermeyin.
Çocuklarınızla alay edin, böylelikle sizden uzaklaşacaktır.
Çocuğunuza bol bol yalan söyleyin, gerisini ona bırakın. Kolaylıkla alışacaktır.
Çocuğunuzun yapması gereken tüm işleri ve sorumlulukları siz üstlenin, böylelikle sizden kopamasınlar.”

  1. Ergenlik Psikolojisi…

Yazar: Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu

Ergenlik Psikolojisi, ülkemizdeki ortaokul, lise ve üniversite çağlarındaki çocuk ve gençlerin gelişimlerini ve özelliklerini tanıtmak amacıya yazılmıştır. Türkiye’de ergenler üzerine yapılmış araştırmalar sonucu ortaya çıkan bulgularla desteklenen bu kitap, hem çocuk ergenlik çağında olan anne ve babaların, hem de üniversitelerin psikoloji ve eğitim bilimleri bölümlerinde okuyan öğrencilerin faydalanacağı bir kaynak olacaktır.

Ergenlerin sorunlarının yoğunlaştığı bir diğer alan kişisel ve psikolojik ilişkiler alanıdır. Ergenlerin çevrelerinde olanları yorumlarken duygusal davrandığı ve sahip olduğu değerlerin birbirleriyle çelişkili ve tutarsız olduğuna işaret edilmektedir. Kişiliğin oluşmasında sürecinde bu konuda sıkıntıların ortaya çıkması doğal bir gelişim seyri olarak düşünülmelidir. 

  1. Küçük Ağacın Eğitimi…

 Yazar: Forest Carter

Ağaç nasıl mı eğitilir? Önce varlığını kabul etmekle, onaylamakla; sonra varlığına saygı duyup, talep ettiklerine cevap vermekle. Bu kadar kolay mı ağaç yetiştirmek? Eğer tabiatı gözlemlemenin size öğrettiklerini fark etmişseniz, evet bu kadar kolay. Küçük Ağaç’ın yazarı Forest Carter hayatının ilk yıllarında nasıl eğitildiğini kısa otobiyografisinde, dolaylı olarak böyle anlatıyor bize. Bu kitabı okuduğunuzda “Çocuk nasıl yetiştirilir?” sorusu için birçok ipuçları bulabilirsiniz. Yalnız bunun için kitapta, bolca tavsiye, prensip bulmayı düşünmeyin. Zira bulamazsınız. Ama bir çocuk nasıl hisseder, sizin söylediklerinizden ne anlar, çevresinde yaşanan olaylar onun için ne ifade eder, onu mutlu ya da mutsuz eden şeyler nelerdir ve buna benzeyen çocuğun dünyasına dair birçok soruya, bir çocuğun cümleleri ile cevap bulabilirsiniz.

“Büyükbaba, yüksek patikaya gideceği zaman zorlamaz Küçük Ağaç’ı onunla gitmesi için, kendi kendine uyanabilirse birlikte gidebileceklerini söyler sadece. Ama sabah kalktığında onun duyabileceği kadar gürültü yapar ve küçük ağaç kendi iradesi ile kalkarak büyükbabaya katılır. Bu Küçük Ağaç’a verilen ilk derstir. Kararlarını kendi kendine verebilmesi için bir ders…”

  1. Çocuk Ruh Sağlığı…

Yazar: Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu

Çocuk psikolojisi alanında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden, Hacettepe Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı Kliniği Başkanlığı’nı da yapan Atalay Yörükoğlu’nu 2004 yılında kaybettik. Yörükoğlu’nun çocuk ruh sağlığı ve hastalıkları konusunda yazılmış İngilizce ve Türkçe birçok bilimsel yayını ve kitapları bulunuyor. Ama Çocuk Ruh Sağlığı adlı eseri yıllardır birçok anne baba için yol gösterici bir kitap olmuş ve hep ilgi görmüştür.

“Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dilemeniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yakınlaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur. Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarılmasın. Benden örnek çocuk olmamı beklemezseniz, ben de sizden kusursuz anne-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.”

  1. Çalışan Anne ve Çocuk…

Yazar: Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak

Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Merkezi Başkanı Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak şöyle diyor: “Bu kitabı yazmanın birbirine bağlı iki amacı var. Psikolojik danışma alanını işlevsel olarak ortaya koymak ve çalışan annelerin bu konudaki görüşlerden yararlanmasını sağlamak. Kitabı yalın bir dil, akıcı ve anlaşılır bir anlatımla yazarsam daha çok kişiye ulaşabileceğine inandım. Üstelik sadece çalışan annelere ve bu konuma aday olanlara değil, kendini anlamak ve geliştirmek isteyen herkesin severek okuyacağı bir kitap olsun istedim.”

“Psikolog Hoffman’a göre, tam zamanlı ev hanımlığı yapan anneler, tam zamanlı çalışan annelere göre hem otoriter, hem de serbest bırakan bir tutumu benimsemektedirler. Bu tip anneler çocuk üzerinde otorite kurma ve gücünü gösterme davranışlarını daha çok sergiliyorlar. Oysa çalışan anneler çocuklarını bağımsız olmaya daha çok teşvik ediyorlar. Çalışmak, iyi anne olmaya engel değildir. Siz anneliği öğrenip uygulamak için çaba harcayın! Böylece vicdan azabı yerine vicdan huzurunu sağlayabilirsiniz!”

  1. Çocuğunuz Sizden Ne Bekliyor

Yazarlar: Şule Yazgan & Prof. Dr. Yankı Yazgan

Çocuk psikiyatrı Prof. Dr. Yankı Yazgan ve çocuk doktoru Şule Yazgan’ın birlikte yazdığı kitapta, doğumdan başlayarak 7 yaşına kadarki dönemde aşılan gelişim basamaklarına, sağlık sorunlarına, beslenme ve büyümenin en önemli yanlarına, duyguların ve zihnin gelişimine, hayat içerisinde yaşanabilecek olayların çocuk ve aile üzerindeki etkilerine ilişkin kendi tecrübelerinden oluşturdukları 250 soru ve cevap bulunuyor. Şule Yazgan ve Yankı Yazgan’ın, okur ve hastalardan gelen soruların ışığında yazdıkları kitapta boşanma, çocukta şiddet, okula uyum, sosyalleşme, disiplin, televizyon, bilgisayar oyunları, beslenme, ağlayarak uyanma, sigaranın zararları, emzirmenin yararları, yuvaya başlangıç dönemi, tuvalet eğitimi ve benzeri birçok konuya cevap bulabiliyorsunuz.

Şule Yazgan çocuk doktoru, Yankı Yazgan psikiyatr. Bu nedenle, kitaplarının önsözünde kendilerinin de belirttiği gibi, birçoklarınca bebek/çocuk büyütme konusunda ideal bilgi/donanıma sahip bir çift olarak düşünülür. Bu duruma ilişkin önsözden alıntı:

“Çocuğunuz ne kadar şanslı sözüne inanabilmek isterdik. Çocuklarımızın ne düşündüğü apayrı bir konu. Ne var ki, bizde olduğu varsayılan olağanüstü becerilere sahip değiliz. Bildiklerimizi yok sayacak ya da sahte bir tevazu gösterecek değiliz; ama bildiklerimizi kendimize ve yakınlarımıza uygulama konusunda bir iddiamız hiç yok. Üstelik, kesinlikle bildiğimiz bir şey var ise, o da, bir çocuğun hayatındaki her dönüm noktasının, bize bildiklerimizi unutturan, elimizi ayağımızı birbirine karıştıran bir yanı olduğu…”

  1. Okul Öncesi Eğitime Giriş…

Yazar: Prof. Dr. Gelengül Haktanır

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gelengül Haktanır, çocuğun öğrendiklerinin yüzde 70’ini 0-7 yaş arasında öğrendiğini ve 7 yaşından sonra öğrenme sürecinin daha yavaş ilerlediğini belirtiyor.

Okul öncesi dönemdeki bir çocuğun gelişimsel özellikleri ve gereksinimleri hakkında temel bilgiler veren kitap, bu çocukların nasıl bir eğitim alması gerektiği, ülkemizde ve çeşitli ülkelerde bu konuda neler yapıldığı ve öğretmenlerin nasıl yetişmesi gerektiği konularını güncel araştırma bulgularıyla tartışmaktadır. Çocuğun sosyal ve fiziksel çevresi ile eğitim ortamlarının özelliklerini ortaya koyarak, ailelerin özellikle yaşamının bu dönemdeki çocuklar için önemini vurgulamaktadır.

“Okul öncesi dönem çocuklar bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimlerinin en hızlı olduğu dönemlerden biridir. İnsan doğuştan getirdiği potansiyelini en üst sınırlarına kadar geliştirebilmesi ancak ona çok erken sağlanacak imkanlarla mümkün olur. Bu nedenle, yaşamın ilk yıllarındaki eğitimin, çocuğun içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevrenin onun gelişiminde çok önemli rolü vardır. Bu yıllarda çocuğa verilenlerle, verilmeyenler onun geleceğini belirler.”

  1. İletişim Çatışmaları ve Empati…

Yazar: Prof. Dr. Üstün Dökmen

Üstün Dökmen bu kitabında, öncelikle kişilerarası iletişimle ilgili bazı bilgiler veriliyor. Bu bilgiler, hem çocukların eğitiminde yararlı olabilir, hem de ailede, işyerinde ve benzeri ortamlarda görülen çatışmaların çözümüne ışık tutabilir. Ayrıca, geleneksel kültürümüze ve bugünkü yaşam biçimimize yeni bir bakış açısıyla bakılarak bir iddia ortaya atılıyor. Bu iddiayı test etmek amacıyla çeşitli kültür ürünlerimiz, özellikle edebiyatımıza ve sanat tarihimize ilişkin ürünler psikolojik açıdan inceleniyor. Öte yandan Prof. Dökmen iletişim çatışmaları ve empati ile ilgili yeni kuramsal modeller ve sınıflamalar geliştiriyor. Tüm bu yönleriyle kitap, hem psikolojiye ilgi duyanlara hem de edebiyata ve sanat tarihine farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak isteyenlere ilginç bilgiler sunuyor.

“Çocuklarının merdiven çıkmasına bilinçli olarak karışmayanlar, muhtemelen çocuğun egosu güçlensin diye, kendine güveni artsın diye seyirci kalmayı tercih ediyorlar. Yardım eden bizler ise, kendimizi sorumlu hissediyoruz; kafalarımızdaki ana baba tanımı, çocuklara kol kanat germemiz gerektiğini söylüyor. Bugün, tek başına beceremez diye basamağı tırmanmasına yardım ediyoruz; yarın okul ödevlerine yardım ediyoruz; pek çok şeyi kendi başına yapabilecek yaşa geldiği halde, yemek yemesine ve tuvalet temizliğine yardım ediyoruz; lisede ÖSYS’ye başvurduğunda tercihlerini yaparken yardım ediyoruz; üniversiteyi bitirince iş bulmasına yardım ediyoruz; evlenmesine yardım ediyoruz…”

  1. Dil Gelişimi ve Eğitim…

Yazarlar: Prof. Dr. Servet Bal & Prof. Dr. Nergis Güven

0-6 yaş çocuklarının dil gelişimlerini desteklemek amacıyla hazırlamış olduğumuz bu kitapta, yaş gruplarına göre çocukların, dil gelişim özellikleri ile bu gelişim özelliklerinin kazandırılması için ev ve okul ortamlarında yaptırılabilecek etkinlik örnekleri ve yetişkin davranışları verilmiştir.

Çocuğun bireysel farklılıkları nedeniyle bu aşamalardaki becerileri birbirlerine göre daha erken veya daha geç kazanabilirler. Ancak takvim yaşına göre dil gelişiminde belirgin bir gecikmesi bulunan çocuklar için tıbbi değerlendirmeyi takiben, çocuğun dil gelişiminde hangi düzeyde bulunduğu belirlenerek, destekleyici etkinlikler ile onun gelişimine değerli katkılarda bulunulabilir.

  1. Çocuklarda Dikkat Eksikliği…

Yazar: Erdinç Güllü

Çocuklarda dikkat eksikliği denildiği zaman akla yalnızca dikkat eksikliği sorunu olan çocuklar gelmesin. Ülkemizde ulusal çapta yapılan üniversite ve liselere geçiş sınavlarına hazırlanan çocuklar, sınavlarda büyük ölçüde dikkatsizlikten kaynaklı hatalar yaparak, gerçekte hak etmedikleri başarısızlığa uğrarlar. Kitap içeriğinde, başta dikkat ve hafıza geliştirme yolları aktarılmakla birlikte, anne-babaların en çok ihtiyaç duydukları sınav başarısı, özgüven kazandırma, televizyon ve bilgisayar kullanımı, beyin çalıştıran beslenme gibi önemli konularda bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca, çocuğunuzla beraber uygulayabileceğiniz dikkat ve hafıza geliştirici egzersizler de yer almaktadır.

“Dikkat beynin orkestra şefidir, beynin idari binası, öğrenmeyi kontrol eden zihinsel düzenleyici merkezdir. Dikkat zihinsel enerjinin beynimiz içinde dağılışını kontrol eder. Yani öğrencinin sınıfta matematik sorusu çözen öğretmenine mi, yan sırada kalemle oynayan arkadaşına mı, akşamki GS-FB maçına mı, babasından almasını istediği yeni cep telefonuna mı odaklanacağına dikkat kabiliyeti belirler. Dikkat, dikkat çeldiricileri (arkadaş, maç, cep telefonu) süzerek çocuğun odaklanmasını sağlar.”

  1. Çocukluk Sırrı…

Yazar: Adem Güneş

Yaşanılabilir bir toplum inşasını arzu edenler çocukluk sırrından güç almalıdırlar. Zira çocukluğun özünde, koca bir toplumu değiştirebilecek, bitmek tükenmek bilmeyen büyülü bir güç vardır. Bu, yetişkinin ruhunu örten kalın duvarları yıkabilecek ve oradan sıcacık şefkat hissini uyandırabilecek olan tek ve biricik güçtür. Yeter ki yetişkinler, çocuğa hükmetmeyi bir marifet zannetme yanılgısından çıkıp, sevgi ve şefkat hislerini yeniden canlandırabilecek olan çocuklarına, güven içinde kendilerini bırakabilsinler.

Maalesef günümüz yetişkinleri, çocuklara o heybetli dik duruşlarının ardındaki büyüklük tutkunlukları ile baktıkları için, böyle büyük bir gücün insanlığa getirebileceği faydalardan habersiz; kendilerince bir gelecek inşasına soyunmaktadırlar. Fakat çocukların insan ruhunda uyandıracağı sevgi ve şefkati hesaba katmadan inşa edilecek olan bir hayat, insanlık tarihinin en acınacak yaşam tarzı olacaktır.

“Anne babalar çocuklarının kişilik ve karakterine değil de okuldaki başarılarına odaklandıkları için artık çocukluk sırrı ortaya çıkmıyor. Erken yatması, dersi vaktinde yapması, diş fırçalamasına vs. yoğunlaşarak bütün bir eğitimi bunlara indirgiyor. Bu durumda davranıştan daha çok kişiliğini ortaya koyması öncelenmeli, davranış öğreteceğim derken çocuğun kendi kabuğuna çekilmesine yol açılmamalıdır. Anne babalar çocuğun içindeki sırrı anlamak için ağzından çıkan her kelimeyi, ilgi alanlarını dikkatle gözlemlemeli. Çünkü ancak o zaman çocuklarının kim olduğunu, kim olacağını öğrenebilirler.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir